|
Çarşamba, 30 Kasım 2011 08:19 |
|
İnsanların hayatında bazı tesadüfler, karşılaşmalar, olaylar, yol ayrımları çok önemlidir. Bu tip olaylar insanların yeteneklerinin ortaya çıkmasına ve hayatın akışının değişmesine yol açar. Dünyanın en zengin (aynı zamanda zeki ve başarılı) adamı Microsoft’un patronu Bill Gates, "Başarı dediğiniz şeyin yarısı şanstır." diyor. Tartışmasız katılıyorum bu söze. Doğru ve uygun zamanlama da senden yana olduktan sonra, tüm rüzgârlar arkandan eser. Hani beylik bir söz vardır. "Doğru zamanda doğru yerde bulunmak." Aslında bu söz de ne kadar doğrudur? Ya da doğru mudur? Bence değil. Doğru yerde doğru zamanda bulunmak da bir tür şanstır. O anın ve o zamanın doğruluğunu nereden ve nasıl bileceğiz? Bütün bunlar feleğin cilveleri ve hayatın akışındaki yol ayrımları ya da kavşakları olsa gerek. Biz hangi kavşağı seçeceğiz, ne zaman seçeceğiz ki doğru olsun? Yani; "Doğru yerde ve doğru zamanda bulunmak da şanstır", diyorum ben. Doğanın tüm bileşenlerinin senin için işbirliği yapması...
İşin özü bu bence.
|
|
Son Güncelleme: Salı, 20 Aralık 2011 18:42 |
|
Çarşamba, 07 Aralık 2011 09:30 |
|

Duman duman bir sis basmış dağ başını
Sabahın ilk ayazında ordayız biz.
Alaca şafakta yolu tutmuştuk,
Sarmaş dolaş ulu çamların arasındayız şimdi
Yorgunluğumuzu yenmek için çay içiyoruz.
|
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 04 Şubat 2012 16:47 |
|
Çarşamba, 12 Ocak 2011 15:11 |
|

Kulağı tetikte günlerimdeyim
Her kıpırtı korkutuyor beni
Sensiz kalacağım aklıma düşüyor,
Kederimden ölüyorum.
|
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 17 Aralık 2011 14:00 |
|
|
Pazartesi, 26 Aralık 2011 08:25 |
|
Gece gündüz sonsuz hasretler yakamda yine
Tan vaktinde üzerlerine çiğ düşmüş mor karanfiller gibi
Ağlıyorum
Gökyüzünü tutmuş sen kokulu bulutlar akıp gidiyor
Yalnız ağaçta son yaprağa düşmüş damlayım şimdi
Ağlıyorum
|
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Aralık 2011 08:32 |
|
Salı, 01 Kasım 2011 14:16 |
|
Ne çok yağmur, ne çok buzlanma bu böyle
Kışın sert yüzünü sevemedim nedense
Zor günümdeyim terazimin bir gözü ağır çekiyor
Yeridir bana aklın ve gönlün kavgalı mı dense
|
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 17 Aralık 2011 13:53 |
|
Cumartesi, 27 Ağustos 2011 21:46 |
|

Yaz sonu olmasına rağmen henüz çardakları yıkmamıştık. Çünkü daha sergilerdeki incirler aktarılmamış, kuruyanları bandırılmamıştı. Susam kümeleri elden geçirilmemiş, susam bağları dövülmemişti. Bu akşam ayazı da nerden çıktı bilmem ki…
Yaklaşan gecenin telaşını yaşayan büyüklerime kulak verdim. Onlar Balat yakasından gökyüzüne doğru yükselen şimdilik pamuk renkli bulutlara bakıyor, yaklaşan tehlikeyi nasıl atlatacaklarını birbirlerine soruyor, akıl danışıyorlardı. Kesiklerin tamamı yaz otlarıyla kapanmıştı. Kanalların sağında solunda tek bir ağaç bile yoktu. O ağaçların hemen hepsi yetişecek ekine gölge olmasınlar diye tek tek kesilmişlerdi.
- Yağmur yağarsa, dedi dedem, önü kapanmış kesikleri dolduracak olan sel suları; sergileri basar, yemişlerin tamamını şayet sürükleyip götürmezse hurdaya çıkarır.
- Keşke dediğin kadarıyla kalsa, dedi ninem.
- Yetmez mi? Daha ne olsun? Çardaklar da yıkılır be komşum…
|
|
Son Güncelleme: Salı, 20 Aralık 2011 09:29 |
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 / 6 |